Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Hz.Muhammed (sav)’in beşeri yönü nelerdir ?

Hz.Muhammed (sav)’in beşeri yönü nelerdir ?

Hz.Muhammed (sav)’in beşeri yönü nelerdir ?
Hz.Muhammed Beşeri yönü nelerdir
HZ.PEYGAMBER’İN BEŞERİ YÖNÜ

Kur’an-ı Kerim bize Hz.Peygamber de dahil olmak üzere gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin insan üstü varlıklar olmadıklarını belirtmektedir. Bütün Peygamberler birer beşerdir. Hırıstiyanların sonradan tanrılaştırdıkları Hz.İsa da dahil olmak üzere gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin beşer oldukları, bir çok ayette ısrarla ve tekrar tekrar vurgulanmaktadır. Bütün elçilerin ve özellikle de Hz.Muhammed’in diğer insanlar gibi beşer oluşunun bir çok ayette vurgulanması, bu konunun tarihte ve de Kur’an’ın nuzül (inişi ) döneminde Mekke müşrikleri için bir sorun olduğunu göstermektedir.
“De ki Ey Peygamber: “Ben size, Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum;Gaybı da bilmiyorum,size bir meleğim de demiyorum,ben sadece bana vahyedileni yerine getiriyorum. ( enam /50 )
Ey Muhammed De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım.bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyedilmiştir,öyleyse O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.O’ndan başkasına ilahlık yakıştıranların vay haline” ( fussilet /6 )
“ De ki: Ben de sizin gibi insanım.Şu farkla ki,ilahınızın bir tek ilah oluşu bana vahyolundu. Artık kim, Rabbine kavuşmayı umuyorsa,hayırlı ve düzgün davranışlar ortaya koysun.Rabbine yaptığı ibadette hiç kimseyi ve hiçbir şeyi ortak koşmasın.” ( kehf /110 )
Yukarıdaki ayetlerde Peygamberin bir beşer olduğu ısrarla vurgulanmakta, Peygamberi diğer insanlardan farklı kılan özelliğin kendisine vahiy gelmesi olduğu ifade edilmektedir.
Mekke müşrikleri’nin ısrarla bir meleğin elçi olarak gönderilmesi gerektiğine dair istekleri reddedilmiş ve bir meleğin ancak meleklere elçi olacağı vurgulanmıştır. Bir meleğin elçi olarak gönderilmesi ancak yeryüzündekilerin de melek olmaları durumunda söz konusu olabilirdi. Burada onların bu isteklerinin de arkasında Peygambere inanmamak için değişik gerekçe ve bahaneler arama anlayışlarının yattığı aşikardır.Bu konu da Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “İşte bunun gibi insanlara bir Peygamber eliyle, doğru yol bilgisi geldiği zaman onları, O’na inanmaktan alı koyan, onların “Allah, ölümlü bir insanı mi elçi olarak gönderdi?” diye itiraz etmelerinden başka bir şey değildir.Onlara şu sözümü ilt:Yeryüzünde melekler bulunsaydı da, rahat rahat gezselerdi, şüphesiz onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik” ( isra / 95-96 )
Peygamberlerin insan olması bir anlamda insanlara ancak bir insanın örnek olabileceğine dair zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Doğal olarak insanlara ancak onlar gibi insani özellikler taşıyan birisi örnek olabilir. Kendileri gibi yiyip içen, evlenip çoluk çocuk sahibi olan, ağlayıp gülen biri kılavuzluk edebilir. Onlarla beraber yaşayan onlarla oturup kalkan biri….
İnsanlar sevdikleri ve önem verdikleri şahsiyetlere, büyük liderlere ve karizmatik önderlere çeşitli ve olağanüstü özellikler atfetme eğilimine sahiptirler. İşte bu aşırı yüceltmenin bir sonucu olarak bazı tarihi kaynaklarda Hz. Peygamber insanlığından soyutlanarak, sayısız olağanüstü niteliklerle bezenmiş bir insan olarak tasvir edilmektedir. Bu Tasavvur sapmasının en önemli sonucu ise olağanüstü bir peygamberin, sıradan insanlar için örnekliğinin daha başında imkansız kılmış olmasıdır. Nitekim bir çok eserde Hz. Peygamberin yekpare nurdan olduğu, gölgesinin bulunmadığı yürürken ayaklarının iz bırakmadığı, geriye dönmeden de arkasını görebildiği, gece karanlığında da gün ortasında ki gibi görebildiği vb. birçok doğa üstü nitelikler atfedilmiştir. Oysa onun hayatı ve ahlaki nitelikleri Kur’an’da müminler için yaşanabilir en güzel örnek olarak takdim edilmekte, onun da bir beşer olduğu vurgulanmaktadır.

Allah Rasulü her insan gibi beşerdi. Diğer insanlar gibi yaşamış evlenip çoluk çocuk sahibi olmuş, eşlerine koca, çocuklarına müşvik bir baba ve torunlarına dedelik yapmıştır. Bağda bahçede çalışmış, zaman zaman ağlamış, zaman zaman da gülmüştür. Çarşı pazarda alışveriş yapmış, ashabı ile beraber kerpiç ve taş taşımıştır. Savaşlara katılarak ordusunu komuta etmiş, bu savaşlardan birinde yaralanmış ve mübarek dişlerinden biri kırılmıştır.
Mescidde cemaatine namaz kıldırmış, hem dini hem siyasi kararlar almış, çeşitli devletlerle diplomatik münasebetlerde bulunmuş, değişik ülkelere elçi göndermiştir. Hayatı boyunca bir yandan normal bir insan gibi yaşamış öte yandan nübüvvet vazifesini ifa etmiştir, hem dini hem de siyasi bir rehber olmuştur.
Sonuç olarak yukarıda zikrettiğimiz ayetlerin de açıkça ortaya koyduğu gibi Hz. Peygamber de diğer bütün insanlar gibi bir beşerdi. Bir beşerde bulunan ihtiyaçların, nitelik ve özelliklerinin tamamını taşımaktadır. Bütün insanlar gibi ölümlü bir varlıktır, güç ve kuvveti sınırlıdır. Allah dilemedikten sonra ne gaybı bilmesi nede kendiliğinden bir mucize göstermesi söz konusu olabilir.

HZ.PEYGAMBER’İN NEBEVÎ YÖNÜ

Hz.Peygamber bizler gibi insan olup bütün insani özellikleri taşımakla beraber onu gerek bizlerden gerek diğer peygamberlerden ayıran bir takım üstün yönleri ve özellikleri de bulunmaktadır.
1- Hz.Peygamber’i Peygamber olarak diğer insanlardan ve Peygamberlerden ayıran ve üstün kılan en önemli özelliği son peygamber olması, ondan sonra artık kıyamete kadar yeni bir peygamber gelmeyecek olmasıdır. Bu özelliğine dayanarak onu Peygamberler zincirinin son halkası ve nübüvvetin son temsilcisi,son mührü anlamına “Hatemu’l – Enbiya”olarak nitelendirmekteyiz.
“Muhammed,sizin erkeklerinizden, herhangi birinin babası değildir. Ama O Allah’ın elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur” ( azhab / 40 )
2- Hz.Peygamberin başka bir önemli ve ayrıcalıklı nebevi yönü ve özelliği,Hz Peygamberin risaletinin evrensel oluşu, risaletinin insanlarla beraber cinleri, başka bir deyişle görünmeyen varlıkları da içine alacak kadar geniş olmasıdır.Bu özelliğine binaen de onu iki ağırlığın da elçisi manasına “Rasulu’s sakaleyn”olarak vasıflandırmaktayız.
“Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.Ancak insanların çoğu bilmezler.” ( sebe / 28 )
3- Hz.Muhammed’in bir Peygamber olarak ayrıcalıklı ve diğer insanlardan üstünlük arz eden bir diğer nebevi özelliği de geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmış olmasıdır.Tıpkı diğer Peygamberler gibi Allah ve resulü de ismet sıfatını haizdir.
“….Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak,sana olan nimetini tamamlayacak ve seni doğru yola eriştirecektir” (fetih /2 )
4- Hz.Peygamber’in Kur’an tarafından vurgulanan bir diğer önemli nebevi niteliği, onun alemlere rahmet olarak gönderilmiş olmasıdır.
“Ey Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” ( enbiya /107 )
O’nun alemlere rahmet olması demek Allah’ın bir lütfu ve merhametinin sonucunda gönderilmesi, merhamet ve sevgi numunesi olması demektir.
5- Hz.Peygamber’i diğer insanlardan üstün ve farklı kılan bir vasfı da inananlara kendilerinden daha yakın olması ve hanımlarının da müminlerin anneleri oluşudur.
“Peygamber inananlara kendilerinden daha yakındır,eşleri inananların anneleridir…” ( ahzab /6 )
6- Hz.Peygamberi yüce ve üstün kılan bir diğer nebevi özellikte kendisine Allah ve meleklerin salat etmeleri,buna ilaveten kıyamete kadar müminlerin de ona adının zikredildiği yerde ve özellikle namazlarda salat ve selam okumakla emrolunmalarıdır.
“Allah ve melekleri Peygamber’e salat ederler. Ey inananlar,sizde ona salat okuyun ve gereğince esenlik dileyin.” (ahzab /56 )
7- Hz.Peygamber’in bir diğer önemli nebevi özelliği de sürekli ilahi denetim ve gözetim altında bulunmuş olmasıdır.Onun her tavrı ve tutumu yüce Allah’ın denetiminden geçmiş,Kur’an’da yer yer Ona yönelik uyarılar yapılmış,zaman zaman yaptığı ‘zelle’olarak adlandırılan ufak tefek kusur ve noksanlıklar anında düzeltilmiştir.
“Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret;sen bizim nezaretimiz altındasın,kalkarken rabbini överek tesbih et” ( tur / 48 )
8- Hz.Peygamber’in bir diğer nebevi özelliği de ilahi mesajları iletirken can güvenliğinin Allah tarafından sağlanmış olması,hayatına yönelik bir çok öldürme teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanması ve Allah tarafından anında haberdar edilerek hayatının korunmuş ve kollanmış olmasıdır.
“Ey Resul!Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.Doğrusu Allah,kafirler topluluğuna rehberlik etmez.” (maide /67 )
9- Hz.Peygamber’in en önemli özelliği ve üstün yönü ise sıradan insanlardan farklı olarak yaşantısı ve kişiliğinin, olaylar ve olgular karşısındaki tutumunun özellikle inananlar tarafından izlenmesi ve örnek alınması gerektiğinin Kur’an-ı Kerim tarafından emredilmiş olmasıdır. “Andolsun ki Rasulullah,sizin için,Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”( ahzab /21 )

1. Hz. Muahmmed’in (s) İnsani Yönü

Peygamberimiz, varlık yönüyle herkes gibi bir insandı. Normal bir şekilde anne babadan dünyaya gelmiş, normal bir insan olarak büyümüş, gelişmiş, evlenmiş, çocukları olmuş ve eceli geldiğinde bu dünyadan göçmüştür. Peygamberimizin bu yönüne onun ‘insani yönü’ denir. Peygamberimiz canlı bir varlık olarak insan olmasının yanında, aynı zamanda bir peygamberdi. Yani Allah’ın insanlara öncü olarak seçtiği bir insandı. Peygamberimizin bu yönüne de onun ‘peygamberlik yönü’ denir. Bu konuda Peygamberimizin insani yönünü inceleyeceğiz.
Peygamberimiz, bir melek veya manevi varlıklardan biri değildi. O bir insandı. Herkes gibi yorulduğunda dinlenir, uyur, acıktığında yemek yer, bazen neşeli bazen üzüntülü olurdu.
Peygamberimiz, onu insanüstü bir varlık olarak yüceltme tehlikesine karşı, sıkça uyarılarda bulunmuş, “geçmişte insanların kendi peygamberlerine yaptığı gibi siz de beni tanrılaştırmayın” şeklinde uyarılarda bulunmuştur. Bu nedenle resmini yapılmasını yasaklamıştır. Peygamberimizin en büyük endişelerinden birisi, Hıristiyanların Hz. İsa’yı tanrılaştırmaları gibi Müslümanların da kendisini olağanüstü bir varlık haline getirip tanrılaştırmaları tehlikesiydi.
Kur’anıkerim de bu konuda uyarılarda bulunmuştur: Örneğin:
“De ki: Ben de sizin gibi bir insanım. Farklılık yalnızca, ‘ilahınız tek bir ilahtır’ şeklinde bana vahiy gelmesidir.” (Kehf Suresi 110. ayet)
Peygamberimizin insani yönüne ait özellikleri (Şemail)

Peygamberimizin insani yönüne ait özelliklerine “Şemail”denir. Peygamberimizin ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah’ın onda gösterdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabe, bu güzellikler hakkında birçok bilgi vermiştir. Bazı sahabe onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:

“Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı… Burnu gayet güzel idi… Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı… Boynu sanki bir gümüş ışıltısı idi… İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi… �

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

“Peygamber Efendimiz (sav) orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı.

Bera b. Azib (ra) anlatıyor:

“… Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarına varan saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu

Hz. Ali’nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:

Peygamber Efendimiz (sav), ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi… O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O’nun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O’nu her şeyden çok severlerdi. O’nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O’nu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi.

Hz. Hasan (ra) naklediyor:

“Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimiz (sav)’in rengi, beyaz ve parlak renkte, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.

Boynu, gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti

“Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibi bembeyazdı. Gözleri pek güzel, gözbebekleri simsiyahtı. Kirpikleri uzundu. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi… Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş gibi parıldardı… Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı… Omuzları genişti… Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı

Bir önceki yazımız olan İslam Kardeşliği Hakkında Bilgiler nelerdir ? Nedir ? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Buradan Buldular

  • hz muhammedin beseri yonu
  • hz muhammed\in beşeri yönü
  • hz peygamberin beseri yonu
  • hz muhammedin beşeri yönleri
  • Haz Muhammedin insanı ve Beşeri yönü
  • hz peygamberin beşeri yönü nedir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top
shared on wplocker.com